Hey sen! Evet evet sen! Hala bu güzelim filmi izlemedin mi? Gerçekten mi? O zaman burayı okumayı bırakıp, hemmen şuraya tıklıyor ve de izlemeye başlıyorsun.. Bak hala okuyor yahu.. Hadi çabuk çabuk..
Evet izlemeyenleri yolladığıma göre yazıma kaldığım yerden devam edebilirim.. Gitmeyenler varsa aranızda, kendileri bilirler n'apayım canım? Ben insanlık vazifemi yaptım, gerisi ilgilendirmiyor beni.. Ahahahah uçtum iyice yalnız..
Neyse artık geyiği bırakıp filme değineyim.. Malumunuz film zaten daha çekilme aşamasındayken epey haber olmuştu.. Boru değil So Ji Sub gibi bir endam-ı taş var filmde.. Eh tabi ki So Ji Sub'un ayaklı ansiklopedisi bellediğimiz sevgili Makino sayesinde an be an filmle ilgili her ayrıntıdan haberdar olduk sağolsun.. Gel zaman git zaman çekimler bitti.. Fotoğraflar ve fragman yayınlandı.. Ah keşke hiçbirine bakmasaydım.. Hele o fragmanı hiç izlemeseydim.. Hadi izledim röportajları okumasaydım.. Hadi okudum videolarını izlemeseydim..
Her şeyi geçtim zaten fragman başlı başına bir olaydı.. Filmin özetini geçmişler resmen.. Bir sonunu göstermemişler o kadar.. Hatta Makino fragmandan filmin senaryosunu yazmak gibi bir başarıya imza atmıştı.. Unutmadım Makino unutmadım ahahahah..
Neyse bunlar olalı epey oluyor zaten.. Ben de bu arada internetten uzak kalınca filmle ilgili unuttuğum(çok şükür) bir kaç şey olmuş.. Bu sayede daha bir zevkle izledim filmi.. Yani neymiş? Beklediğin bir film varsa sadece bekleyecekmişsin.. Hakkında çıkan her haberi araştırıp öğrenmeyecekmişsin.. Bu yüzden So Ji Sub'un son çektiği film hakkında hiçbir şey öğrenmemeye karar verdim.. Fragmanını bile izlemeyeceğim.. Söz verdim kendime.. Zira bu Koreli'ler fragman işinden pek anlamıyorlar.. Yalnız şu an fark ettim ben hala film hakkında tek kelime etmedim ahahahah.. Hala geyik yapıyorum.. Tamam şimdi geçiyorum ana konumuza.. Vallaha bak..
Cheol Min(So Ji Sub) eski bir boksördür.. Kapalı otoparkta park görevlisi olarak çalışır.. Bir gün Jung Hwa(Han Hyo Joo) adındaki kör bir kızla tanışır.. Tabi ki de her aşk meşk dolu filmde olduğu gibi kör kızımız hayatla ve de en önemlisi kendiyle çok barışık biridir.. Adeta bir sevgi pıtırcığıdır.. Gel zaman git zaman Cheol Min kızın bu pembe dünyasına kendini kaptırmadan edemez.. Kız da bulmuş adonis gibi adamı "Ay aman çok mu yoruldum ne? Biri olsa da beni sırtına alsa.. Hazır evime gelmişken şunun tesisat-boya badana işlerini de yapsa" falan diyerek adamı bir yandan sömürür, bir yandan da her ne kadar görmese de Cheol Min'in cazibesine kendini kaptırmadan edemez.. Her şey bu kadar güllük gülüstanlıkken elbette ki kötü adamlar, kötü olaylar devreye girecek ve aşıkları ayıracaktır..
Yukarıdaki tanımı okuyan herkes "güzelim filmi ne hale getirdi dangoz!" diyecekler biliyorum.. Ama şimdi eğriye eğri, doğruya doğru.. Film klişelerle dolu.. İzlediğiniz hiç bir sahneye yabancı değilsiniz.. Ama... Ama var işte.. Film güzel.. Film dolu dolu.. Bunun en büyük sebebi de oyunculuklar.. Bu klişeleri o kadar güzel özgünleştirmişler ki kendi içlerinde, izlerken "pöfff" demek gibi bir durumunuz olmuyor.. İki karakteri de seviyorsunuz.. Sanki hayatınızdan kişilermiş gibi.. O kadar içten oynamışlar, o kadar samimi.. Dolayısıyla onlar ne yaşıyorsa siz de hissediyorsunuz.. Bu yüzden filmin son dakikasına kadar içiniz içinizi yiyor.. Heyecanla sonunu bekliyorsunuz.. İşte tam da bu yüzden bu film, klasik bir aşk filmi olmaktan çıkıp, başkalaşıyor, güzelleşiyor..
Yine de bence tek eksik tarafı, daha önce Makino'ya da söylemiştim, senaryonun iki erkeğin elinden çıkmış olması.. Bana göre aşk filmi veya dizisi çektiğiniz zaman o senaryoya illa ki bir kadın bakış açısı gerekiyor.. Bunu izlediğiniz filmlerde veya dizilerde görebilirsiniz.. Eğer senaryoya kadın eli değmişse o yapım daha bir romantikleşiyor.. Dolayısıyla ekran karşısındaki bizler de eriyip bitiyoruz.. Only You'nun hiçbir sahnesinde değil ama özellikle bir sahnesinde "Bu filme kadın eli değmemiş arkadaş" dedim.. O kadar hissettim yani bunu.. Hangi sahne olduğunu aşağıda açıklayacağım.. İzlememiş olanlar için spoiler olacağından okumamaları rica olunur..
--------------
Evet tam da bu sahneden bahsediyorum.. Bu sahne çok üstün körü yapılmış gibi geldi bana.. Halbuki filmin en can alıcı, en romantik sahnesi olması gerekiyordu.. Ne bileyim daha güzel cümleler(örneğin kız adamın yüzüne dokunurken, adamın yaşamıyla ilgili tespitlerde bulunabilirdi.. Yüz hatları aslında yaşanmışlıklarla doludur ve Cheol Min çok acı çekmiş bir adam.. Kız yüzüne dokunarak en azından bir şeyler hissetmeliydi), daha derin bakışlar(ki burada iyi bir yönetmenlik devreye giriyor), suskunluklar arası söylenmeyen ama jestlerle mimiklerle anlatılan duygular... Bir şeyler eksikti işte.. İstediğim gibi değildi..
--------------
Bunun dışında gözüme çarpan pek sahne yoktu.. Makino'nun dediği gibi "Lessie bize bir şey anlatmaya çalışıyor" sahnesinde kıza epey saydırdım ama neyse o konuya girmeyeyim.. Yazı bitmeyecek yoksa ahahah..
Son olarak sizi filmin başında da çalan şu güzelim şarkıyla bırakıyor ve gidiyorum.. Esen kalın..



