30 Aralık 2010

Yeni Yılınız Kutlu Olsun :)


Yılın en mutlu olduğum zamanı da geldi çattı işte.. Doğum günümde bile bu kadar sevindirik olmuyorum inanın sevgülü okuyucularım..

"Nedir bu yersiz sevincin nedeni?" diye sorarsanız kesin bir şey söyleyemem.. Ama bildiğim bir şey var ki, o da şu ağaç süsleme işini çok sevdiğim.. Birkaç yıl önce almıştım bu ağacı ve süslerini, helal valla iyi dayandılar.. Annem ısrarla kimseye sormadan ona göre çer çöp olan şeyleri atsa da bunu saklıyor ne hikmetse.. Ya onun da hoşuna gidiyor ya da benim çığırmalarımdan tırsıyor, bilemiyiciğim..

Bugün çıkardım sakladığımız yerden, başladım süslemeye.. Aneeemm nasıl heyecanlandım ama.. Bitirdiğimde kar spreyiyle de şöyle bi üzerinden geçtim ve ışıklarını da yakınca ta ta ta taaaammm...... Süper oldu.. Işıkları kapatıp onu izliyorum.. hehe çok zevkli yahu..

Çektiğim fotoğraf pek iyi değil ama naparsın cep telefonuyla ancak bu kaa olüyür..




Küçücük, eciş bücüş bişey ama olsun işimi görüyo ya önemli olan o.. Zaten şöminemiz neyin de yok ki Noel Baba gelsin de devasa ağacımızın altına hediye paketleri döşesin.. Bu iyidir iyi..

Hepinize sağlık, mutluluk, para (şöyle en gıcırından) dolu ve bütün dileklerinizin şıppadanak gerçekleştiği bir yıl dilerim..

Efendim? Hee So Ji Sub'cum da kutluyomuş yeni yılınızı.. Düşünceli adam canım!


Çok sevdiğim bir videoyla sizleri yalnız bırakıyor ve gidiyorum efenim..

25 Aralık 2010

Sungkyunkwan Skandalı

Uzun bir aradan sonra(vize talihsizliği!) tekrar bir Kore dizisiyle karşınızdayım efenim..

Vizeler bitti geçtim yine bilgisayarın başına, başladım dizi koleksiyonumdan izlemediğim dizilere göz gezdirmeye.. Yaklaşık 10-12 kadar dizi melül melül onları izlemem için bakarken gözüm bu diziye takıldı.. Bloglardan ve Kore ile ilgili sitelerden dizi hakkında epey güzel yorumlar okuyunca, ki okuduğuma göre bünyelerde Coffee Prince etkisi oluşturmuş.. "Dizi bittikten sonra başka bir diziye başlayamama, uzun günler veya haftalar boyunca suratında şapşal bir gülümsemeyle dolaşma, müziklerini döndür döndüre dinleme, hakkında birçok haber okuma ve fotoğrafları bilgisayarını isyan ettirecek derecede arşivleme..." gibi birçok etkileri mevcuttur.. E tabi ben Coffee Prince adını okuyunca hiç durur muyum? Elbette ki hayır.. Hemen açıp izlemeye başladım..


Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; hikayemiz 1700'lü yıllarda yani krallığın hüküm sürdüğü yıllarda geçmektedir.. Sungkyunkwan adında bir okul vardır ve devlet adamları yetiştirmektedir.. O dönemlerde kızların okula gitmesi yasak olduğundan esas kızımız Kim Yoon Hee, oldukça bilgili ve zeki olmasına rağmen mecburi olarak para karşılığı kitaplar çevirmekte ve annesi ve hasta kardeşine bakmaktadır.. İşinde sorun çıkmaması için de erkek kılığında dolanmaktadır.. Bir gün 3. Başbakan'ın oğlu Lee Seon Joon'la karşılaşır ve onun sayesinde Sungkyunkwan'ın sınavlarına girer ve kazanır.. Daha sonra da Lee Seon Joon'la birlikte aynı odayı paylaşırlar ve olaylar gelişmeye başlar malumunuz üzere..

Yukarıdaki açıklamanın pek iyi olmadığının farkındayım ama çok da uzatmak istemedim açıkçası.. Neyse anladınız siz anladınız hehe..

Gelelim kısaca karakter tanıtımına..

Kim Yun Hee - Park Min-Yeong



Kardeşi Kim Yun Shik'in adını kullanarak okula girer.. Sessiz sakin biridir.. Güzel görünümü yüzünden okuldakiler ona "hoş yüzlü" demektedir.. Daha sonra "Deamul" adını alacaktır ama nedenini söylemeyeyim, izlemeyenlere sürpriz olsun.. (ne sürpriz ne sürpriz.. aman küçük dilinizi yutmayın hahahayyy)

Tabi ki de beklendiği üzre Lee Seon Jun'a aşık olacaktır.. Benim içim yandı tabi orada gül gibi Moon Jae Shin varken ama neyse.. Nasılsa o benim! hıhahahahahahahhhhhaaaaaaa(kötü adam gülüşü)





Lee Seon-Jun - Micky Yoochun




Oldukça soğuk, düşünceleri ve ideallerinden taviz vermeyen, adaletli, nadir gülümseyen, kimseyle doğru dürüst konuşmayan, kitap okumaktan başka bir şey bilmeyen, sıkıcı bir tiptir..

İlk başlarda tatlı biri gibi görünse de gözüme, sonra sonra itici gelmeye başladı.. Bunun sebebi adamın katı duruşu da olabilir, benim Moon Jae Shin'in tarafını tuttuğum için de olabilir, bilemiyorum.. Her iki durumda da hoşlanmadım senden Lee Seon Jun.. Te okaa..






Gu Yong-Ha - Song Joong-Ki

Dörtlünün içinde en eğlenceli olanı.. Beni en çok güldüren karakterdir kendileri.. Ayrıca grubun kazanovası.. Kadınlarla arası fazla iyidir.. Hatta takma adı "Yeorim"dir.. Yeo-kadın, Rim-çok hahahah.....


Kıyafetlerine çok önem verir.. Hatta öğrencilerle aynı giyindiğini göremezsiniz.. Söz konusu kıyafetleri olunca fazlaca titiz biridir.. Günümüzde yaşasaydı muhtemelen çok iyi bir modacı olurdunun sinyallerini de son bölümde vermiştir.. Ayrıca en önemli aksesuarı elinden hiç düşürmediği yelpazesidir..


En zor durumda bile paçayı kurtarıyordu cin akıllı.. Kim Yun Hee'nin kız olduğunu en baştan anlayacak kadar da kurnazdı aynı zamanda.. Her tarafta gözü vardı mübareğin.. Bilmediği hiçbir şey yoktu..


Bir de biri bir şey dedi mi, şöyle bi gerinerek "Ben Gu Yong Ha'yım.. Gu Yong Ha"dediğinde aklıma hep Gossip Girl'deki Chuck Bass geliyordu.. Hani onun da meşhur "Because I'm Chuck Bass" lafı vardır.. İkisinde de aynı özgüveni aynı kendini beğenmişliği bariz görüyorsunuz..


Moon Jae-Shin - Yu Ah-In

İşte beni benden alan asabi yarim hahhhaahahha..... Hatta şuan ilham geldi, bir şiir yaziciğim onun için:

Saçlarını savurursun rüzgara
Daldırırsın beni efkardan efkara
Yiğidim bidenem neylersin
Neylersen güzel eylersin ay balam!

Tamam evet berbat ama olsun içimden geldi.. Neyse konumuza dönelim, bu kadar aşk rüzgarı yeter...

Moon Jae Shin nam-ı diğer "Çılgın At", 3 yıldır Sungkyunkwan öğrencisidir.. Derslerle alakası yoktur.. Okula giriş amacı farklıdır, sonradan anlaşılır.. Okuldaki öğrenciler feci tırsmaktadır kendisinden.. Valla pis döver adamı.. Dövdü de yani, gördüm.. Ayy uçtum iyice saçmalıyorum..

Hırpani bir görünümü vardır.. Ki ben bayılırım böyle tiplere.. Salına salına yürür, içkisi elinden düşmez.. Millete alttan alttan bakar falan.. Kadınlara karşı zaafı vardır.. Ya da tik diyelim.. Şöyle ki kadınlar oldu mu etrafında hıçkırmaya başlıyordu.. Gu Yong Ha az üstüne gitmemişti bu hıçkırmaları yüzünden.. Ne çok gülmüştüm o sahnelerde..

Neyse bu asabi, kimseyi düşünmeyen insan, Lee Seon Jun ve Kim Yun Hee ile oda arkadaşı olunca eski huylarından yavaş yavaş kopmaya başlar.. Pek bir yardımsever, pek bir şirin olur.. Oyiii....

Ben bu çocukta geleceğin So Ji Sub'unu görüyorum.. Demedi demeyin.. Sinirlendiğinde, ağladığında, birini dövmeye hazırlandığındaki o mimiklerinde falan hep So Ji Sub geldi aklıma.. Bu kadar benzerlik de pes doğrusu.. Bilmesem akraba sanacağım.. Gerçi bilmiyorum belki de akrabadırlar.. Bu Koreliler'in çoğu birbiriyle akrabaymış çünkü.. Ay ne bilem yahu.. Çıkamadım işin içinden..

Seni çok sevdim Moon Jae Shin çocuk.. O Kim Yu Hee bilemedi senin kıymetini, gitti buzdolabı kılıklıya aşık oldu ama olsun hepsi geçici ben kalıcıyım unutma.. Adresimi biliyosun, hadi öptüm..


Aşağıdaki bilgiler spoiler niteliğinde olacaktır, uyarımı yapayım..


Küçük küçük notlar:

* Rektör ve Gu Yong Ha'nın sahneleri çok komikti yahu.. Adam ne yaptığının farkında mıydı bilmem ama resmen çocuğu ayak üstü taciz ediyordu..


 * Gu Yong Ha'nın üniformalara karşı olduğunu, zevksiz bulduğunu söylemesi.. "İnsanları böyle kalıplara sokup da nasıl iyi birer devlet adamı olmalarını beklerler ki?" gibisinden bir şeyler söylemesi.. Kral'ın yanına gittiklerinde onun da üniforma giymesi.. Kim Yun Hee'nin "hani böyle şeyler giyemezdin sen?" demesiyle, meşhur hareketi olan, ellerini iki yana açıp dönerek kızın karşısında durması ve kıyafetin altındaki renkli tülleri göstermesi.. Sonuç: Gu yong Ha değişmez! hahahahh...

* Moon Jae Shin diyor ve çekiliyorum.....



Ah o dudaklar ahhh..... Anasının karnında biraz daha kalaymış sırf dudak olarak doğacakmış.. Yirim..

* Gu Yong Ha'nın gizli bir görev için kılık değiştirmesi gerekmektedir.. Tabi dikkat çekmeyecek bir şeyler olmalıdır.. Kıyafeti verirler ve giyer.. Kim Yun Hee'ye yakınarak; "beyaz tenli olduğum için siyah bana yakışmıyor.. Şu halime bak Azrail'e benzedim" demesi..


* Yatak sahneleri en çok eğlendiğim sahnelerden biriydi.. Bir bölümde Lee Seon Jun'la Moon Jae Shin, Kim Yun Hee'nin hangi tarafta yatacağını tartışır ve kıç kıça bi mücadele başlar.. O anda Kim Yun Hee girer içeri ve Moon Jae Shin sorar ne tarafta yatmak istediğini, bu sırada da Lee Seon Jun kaş-göz yapar kıza yanıma geç diye.. Tam o anda Gu Yong Ha girer içeri, çok korkmuştur.. "Duydunuz mu sesi? Gumiho'ydu o Gumiho!" diye ve kıvrılır ortalarına.. Kim Yun Hee de Gu Yong Ha'nın odasına gider ve böylece kavga biter..

Bir diğer yatak sahnesinde de, Moon Jae Shin Kim yun Hee'nin kız olduğunu öğrenmiştir ve yatarken çok rahatsızdır.. Kim Yun Hee gayet rahat bir şekilde ordan oraya dönerek yatarken, Moon Jae Shin de sırf kız buna değmesin diye nefret ettiği Noronlar'dan biri olan Lee Seon Jun'a yapışır.. ahhahahh..... Son durumları şöyledir:


* Kim Yun Hee'nin sabah el-yüz-ayak yıkamaya öğrencilerle birlikte çıkıp Banu Alkan pozları kesmesi şahaneydi doğrusu.. Hem kız olduğunu belli etme hem de sütun gibi bacakları ortalığa saç..


* Sungkyunkwan dörtlüsü Gisaeng'ler(fahişeler) tarafından "iç akıtan takım" olarak adlandırılmışlardır.. Adı üzerinde bütün kadınların içi gitmektedir onlara..


Buraya kadar her şey normal de ben, bunlar çarşıda yürürken kadınların arasında erkeklerin de hayran hayran bakmalarına anlam veremedim.. Hele ki bir amcamın resmen ağzının suyu akıyordu..


Sana noluyor amcam? Gözlere bak gözlere.. Fıldır fıldır maşallah..

* Lee Seon Jun'un babasının ölü balık bakışları beni benden aldı hakikaten.. Babaya bakınca oğlunun neden bu kadar ruhsuz olduğunu anlayabiliyor insan.. Hatta Lee Seon Jun yine de arada bi gülüyordu.. Bu adamın yanak kasları mimik yapmamaktan erimiş..


* Gu Yong Ha'nın birbirinden sempatik mimikleri diziyi daha da eğlenceli kılıyordu kesinlikle..







* Kızıl Elçi'nin robot resmi çizilmiş ve her yere asılmıştır.. Gayet normal dimi bunu yapmaları? Yani sonuçta adamı yakalamak istiyorlar.. İstiyorlar da bu resimle ne kadar ilerleyebilirsiniz a benim güzel evlatlarım?


Zaytung'un "Çinliler robot resim uygulamasından vazgeçtiler" adlı kofti haberinde Çinli emniyet müdürünün dediği gibi: "Aynı bana benziyor, onu geç aynı babama dayıma benziyor."

Çok ayırt edici bir özellikmiş gibi sadece gözlerden adamı tanıyacaklar.. Peh!

* Ay bunu sona sakladım.. Hem bayağı eğlendiğim bir sahneydi hem de serserim, karizmatiğimle kapanışı yapayım istedim..

Kızıl Elçi bitmiş şimdi de Mavi Elçi baş göstermiştir.. Etrafa mavi kağıtla bildiriler dağıtmaktadır.. Derken bir kovalama sahnesi görünür.. Moon Jae Shin Mavi Elçi'yi yakalamaya çalışmaktadır.. Ve sonunda yakalar.. Tutup Kral'ın adamlarına teslim edeceğine, elçinin dağıttığı bir bildiriyi tutup gösterir ve: "Berbat yazmışsın.. Sürekli böyle yazarsan, alışkanlık olur.." der ve kağıdın üzerine yaptığı düzeltmeleri gösterir.. Sonra da elçiyi geri bırakır.. hahahahhhhh......


***

Sonuç olarak gayet güzel, eğlenceli, sempatik bir dizi izlemiş oldum.. Bu dizi için senaristler Boys Over Flowers ve You're Beautiful'un karşımı demişler.. You're Beautiful'u henüz izlemedim ama BOF'u izleyen biri olarak evet yer yer benzeyen noktaları vardı diyebilirim.. İlişki durumları açısından özellikle de.. BOF'u sevenler bunu da severler derim ben.. Bilmiyorum lafım birilerine gidiyor mu? :)))

Bayağıdır yazı yazmadığım için abartıp, vurdum dibine dibine.. Buraya kadar sabredip de okuyabilenlere teşekkürlerimi sunuyorum efenim..

Esen kalınız.. (Zeki Müren kapanışı)