Sayfalar

4 Şubat 2012

3 Idiots - Bollywood'a Merhaba Deyin!

Merhaba sevgili blogdaşlarım..

Bugün sizlere yakın zamanda izlediğim ve çok beğendiğim bir Hint filminden bahsetmek istiyorum.. Adı “3 Idiots”.. 2009 yapımı bir film.. Aslında Bollywood’a karşı önyargıları olan biriydim.. Bu önyargım “Slumdog Millionaire”le biraz olsun kırılmıştı.. Ama 3 Idiots’la birlikte tamamen yıkıldı.. O kadar eğlendim ki izlerken, aradaki dans ve şarkıları görmezden bile geldim o derece.. He hala alışabilmiş değilim şu dans olaylarına ve şarkı söylerken yaptıkları mimik ve jestlere ama onlar bu danslardan, şarkılarından vazgeçemeyeceklerine göre el mahkum alışacağım gibi görünüyor..



Çok uzatmadan konusuna kısaca değinmek istiyorum.. Aslında ana konu eğitim sisteminin çarpıklığı üzerine.. Öğrencileri birer robot gibi gören öğretmenler ve bu sisteme ayak uydurmaya çalışan/çalışamayan öğrenciler.. Hindistan’ın en iyi mühendislik okullarından birinde okuyan Rancho adında bir gencin sisteme kendince karşı çıkışı ve arkadaşları Farhan ve Raju ile olan dostluğu ele alınıyor.. İzlerken çok güleceğiniz, çok eğleneceğiniz, çok da ağlayacağınız bir film.. Buyrun fragmanı:



Evet yukarıdaki tanım sinema dergilerinden fırlamış gibi oldu farkındayım ahahhah..

Filmi neden bu kadar sevdiğime gelirsem, samimi oluşu diyebilirim.. Çok sıcak bir filmdi.. Karakterlerin yaşadığı her şeyi bire bir içinizde hissediyorsunuz.. Sıkıntıları sizin de sıkıntınız oluyor.. Onlar eğlenip güldüğünde siz de mutlu oluyorsunuz.. Bu yüzden izlerken çok ama çok keyif aldım.. Eğer Amerikan filmlerinin klişeliğinden siz de sıkıldıysanız, bu film ilaç gibi gelecektir.. Kore dizileri ve filmlerine yönelmem de böyle olmuştu zaten.. İçten olduklarını görünce ister istemez bağımlısı oluyorsunuz.. İzlerken "hadi oradan be!" demiyorsunuz hiç.. Çünkü o samimiyet ekrandan size de geçiyor.. Hint filmlerine artık daha farklı gözle bakmamı sağladı bu film.. Yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım efenim.. :)

Bir kaç yıl önce Facebook'ta bir video dolaşmıştı.. İzlediğimde çok gülmüştüm.. Sonra filmi izlerken o sahnenin bu filmden alınmış olduğunu gördüm.. Belki izleyenleriniz vardır.. Hatta o sahne yukarıdaki fragmanda da geçiyor az buçuk.. İzlemek isteyenler için aşağıya ekliyorum videoyu..



Filmde sık sık kullanılan "ol iz vel" yani "all is well" lafını izledikten sonra iyice benimsedim.. Artık her zor durumda sağ elimi kalbime koyup, pat pat vurarak sessiz bir şekilde "ol iz vel" diyeceğim ahahahah... Rancho karakterini çok sevdim.. Çok tatlı bir şeydi yahu.. Film hiç bitmesin istedim onu izlerken.. O kadar şirindi ki..

Bu film sayesinde iyi bir aktörle de tanışmış oldum.. Aamir Khan.. Emirhan gibi bir isim.. Yani aslında okunuşu Emir Kan ama niyeyse Emirhan diyesim geliyor.. Popçu adı gibi.. Fotoğrafını da koyayım tam olsun..


Bu adamı bazen Tobey Maguire'e benzetiyoruım.. Andırıyor diyeyim ya da..

Her neyse adam bir numara adam.. Oyunculuğunu oldukça beğendim.. Bu filmde 20 yaşındaki bir genci canlandırıyor ama filmi izledikten sonra adamın 1965 doğumlu olduğunu öğrendim.. Hala inanamıyorum.. Yanlış bilgi falan olmalı ahahah... Bu adam için ne bileyim 30-35 deseler tamam da, 47 hiç uymuyor ki! Maşallah diyelim de nazar değmesin eheheh... Şu ana kadar kendisinin 3 filmini izledim ve ikisi çok çok başarılıydı.. Biri yukarıda bahsettiğim film, diğer ise "Taare Zameen Par".. Yani "Yerdeki Yıldızlar".. Çok ama çok güzel bir film.. Buradan bu filmi de önermiş olayım sizlere.. Sulugözler selpaklarını hazır tutsunlar yanlarında yalnız.. :) He bir de konusunu öğrenmeden izlerseniz daha bir zevk alıyorsunuz izlediğiniz şeyden.. O yüzden bu filmin konusunu falan araştırıp da okumayın bence.. Yani en azından böylesi benim daha çok hoşuma gidiyor.. :)

Aamir Khan'ın izlediğim üçüncü filmi ise "Fanaa".. Valla o filmi çözemedim.. Önce romantik komedi tatlarında başladı.. Sonra aşka doğru yol aldı.. Ondan sonra drama bağladılar.. Derken hoooop aksiyon macera oldu birden.. Filmin ikinci yarısında başka bir film izlemiş gibi oluyorsunuz bu yüzden.. Sonra tekrar aşk, ardından macera korku gerilim, en sonunda dram derken benim devreler yandı haliyle.. He bir de filmin yarısı klip şeklinde geçti.. Adamlar seviniyorlar hobaaa dans şarkı, üzülüyorlar şarkı, aşık oluyorlar dans şarkı.. Bir de yağmur, kar falan da dinlemiyorlar.. Eksi yirmi derecede şarkı söyleme aşkı bir tek bunlarda var herhalde.. Filmin çoğunda "höööhh" deyip, epey de güldüm.. Ama bunu yapan bir tek benim herhalde.. Film hakkında izleyenlerin yorumlarını okuyunca baktım ki herkes ayılıp bayılmış.. Ağlamışlar falan.. Bir tek ben dalga geçmişim.. Çok utandım sonra, düşündüm uzun uzun ben de mi bir gariplik var diye.. Ama yok bulamadım bir sorun.. Zevk-renk deyip işin içinden böylece sıyrılıyorum..

Yine de her ne kadar Fanaa'yı beğenmemiş de olsam müzikleri güzeldi.. Diğer filmlerin de öyle.. Adamlar müzik işinden hakikaten anlıyorlar.. "E bi zahmet!" dediğinizi duyar gibiyim.. Evet haklısınız.. O kadar sene dansın, müziğin içinde olunca bu konuda iyi olmaları gayet normal..

Uzun lafın kısası şu son bir kaç günde güzel filmler izledim ve sizlerle de paylaşmak istedim.. Hindistan'ın, hepsi bir birinden güzel renklerini izlemek şahaneymiş onu anladım.. Filmlerinde görselliği çok güzel kullanıyorlar.. Hele ki "Taare Zameen Par"da.. İzleyen ve de izleyecek olan arkadaşlarımdan filmlerle ilgili yorumları bekliyorum.. :)

Hoşçakalın.. :)

11 Ocak 2012

Ben Geldim!

Merhaba sayın blogdaşlarım.. Evet geri döndüm.. Sonunda.. Uzun zamandır internetle bağımı koparmak zorunda kalmıştım bildiğiniz gibi.. Bilmeyenler varsa bilenler anlatsın, ay valla uğraşamiyiciğim.. Hem anılarımı depreştirmeyin valla ağlarım :( Şaka şaka ağlamam elbet ama burada değinip de hakikaten canımı sıkmak istemiyorum.. Beni anlayınız üstüme gelmeyiniz.. Millet üstüme abanmış gibi bir izlenim mi verdim sanki ben? Öyle oldu gibi.. (yazar burada şizofren olduğunun sinyallerini veriyor)


Neyse geyiği bırakıp biraz ciddi olmanın vaktidir artık.. Bu zaman diliminde beni merak edip, mesaj atan herkese çok ama çok teşekkür ederim.. Böyle zamanlarda yalnız olmadığını bilmek, yaşanılan şeylere karşı daha güçlü durmanı sağlıyormuş onu anladım.. İyi ki varsınız.. İyi ki bu blogumu açmışım da sizleri tanımışım.. Çok teşekkür ederim hepinize..


Son durumlar hakkında şunu söylemek istiyorum bir tek.. Artık Van'da yaşamıyoruz.. Geçici olarak başka bir şehre "göç ettik".. Bu terimin bu kadar koyacağını bilmezdim.. Yaşadığın yerden zorla kopmak canını çok yakıyormuş.. Her ne kadar "ya burada daha fazla yaşamak istemiyorum!! offf yhaaa!!! sıkılıyorum bu şehirden taam mıaa??" şeklinde serzenişlerde (evet kimi zaman içime tiki kaçtığı oluyor) bulunsam da anladım ki kendi isteğinle gitmek başka, zoraki ayrılmak başka..

Şu an her şey rayına oturdu gibi.. Toparlanıyoruz yavaş yavaş.. Ben de bu arada bloguma geri dönüş yapmak için uygun anı yakaladığımı düşünüyorum.. Umarım eskisi gibi çok sık olmasa da yazabilirim..

Tekrar teşekkür ediyorum hepinize ve çok sevdiğim bir şarkıyla sizleri baş başa bırakıyorum efenim.. Keyfimiz yerine gelsin değil mi ama?