Sayfalar

9 Şubat 2012

Only You - Always - 오직 그대만

Filmin üç ismini de yazdım içimde kalmasın diye ahahahah...



Hey sen! Evet evet sen! Hala bu güzelim filmi izlemedin mi? Gerçekten mi? O zaman burayı okumayı bırakıp, hemmen şuraya tıklıyor ve de izlemeye başlıyorsun.. Bak hala okuyor yahu.. Hadi çabuk çabuk..

Evet izlemeyenleri yolladığıma göre yazıma kaldığım yerden devam edebilirim.. Gitmeyenler varsa aranızda, kendileri bilirler n'apayım canım? Ben insanlık vazifemi yaptım, gerisi ilgilendirmiyor beni.. Ahahahah uçtum iyice yalnız..

Neyse artık geyiği bırakıp filme değineyim.. Malumunuz film zaten daha çekilme aşamasındayken epey haber olmuştu.. Boru değil So Ji Sub gibi bir endam-ı taş var filmde.. Eh tabi ki So Ji Sub'un ayaklı ansiklopedisi bellediğimiz sevgili Makino sayesinde an be an filmle ilgili her ayrıntıdan haberdar olduk sağolsun.. Gel zaman git zaman çekimler bitti.. Fotoğraflar ve fragman yayınlandı.. Ah keşke hiçbirine bakmasaydım.. Hele o fragmanı hiç izlemeseydim.. Hadi izledim röportajları okumasaydım.. Hadi okudum videolarını izlemeseydim..

Her şeyi geçtim zaten fragman başlı başına bir olaydı.. Filmin özetini geçmişler resmen.. Bir sonunu göstermemişler o kadar.. Hatta Makino fragmandan filmin senaryosunu yazmak gibi bir başarıya imza atmıştı.. Unutmadım Makino unutmadım ahahahah..

Neyse bunlar olalı epey oluyor zaten.. Ben de bu arada internetten uzak kalınca filmle ilgili unuttuğum(çok şükür) bir kaç şey olmuş.. Bu sayede daha bir zevkle izledim filmi.. Yani neymiş? Beklediğin bir film varsa sadece bekleyecekmişsin.. Hakkında çıkan her haberi araştırıp öğrenmeyecekmişsin.. Bu yüzden So Ji Sub'un son çektiği film hakkında hiçbir şey öğrenmemeye karar verdim.. Fragmanını bile izlemeyeceğim.. Söz verdim kendime.. Zira bu Koreli'ler fragman işinden pek anlamıyorlar.. Yalnız şu an fark ettim ben hala film hakkında tek kelime etmedim ahahahah.. Hala geyik yapıyorum.. Tamam şimdi geçiyorum ana konumuza.. Vallaha bak..



Cheol Min(So Ji Sub) eski bir boksördür.. Kapalı otoparkta park görevlisi olarak çalışır.. Bir gün Jung Hwa(Han Hyo Joo) adındaki kör bir kızla tanışır.. Tabi ki de her aşk meşk dolu filmde olduğu gibi kör kızımız hayatla ve de en önemlisi kendiyle çok barışık biridir.. Adeta bir sevgi pıtırcığıdır.. Gel zaman git zaman Cheol Min kızın bu pembe dünyasına kendini kaptırmadan edemez.. Kız da bulmuş adonis gibi adamı "Ay aman çok mu yoruldum ne? Biri olsa da beni sırtına alsa.. Hazır evime gelmişken şunun tesisat-boya badana işlerini de yapsa" falan diyerek adamı bir yandan sömürür, bir yandan da her ne kadar görmese de Cheol Min'in cazibesine kendini kaptırmadan edemez.. Her şey bu kadar güllük gülüstanlıkken elbette ki kötü adamlar, kötü olaylar devreye girecek ve aşıkları ayıracaktır..



Yukarıdaki tanımı okuyan herkes "güzelim filmi ne hale getirdi dangoz!" diyecekler biliyorum.. Ama şimdi eğriye eğri, doğruya doğru.. Film klişelerle dolu.. İzlediğiniz hiç bir sahneye yabancı değilsiniz.. Ama... Ama var işte.. Film güzel.. Film dolu dolu.. Bunun en büyük sebebi de oyunculuklar.. Bu klişeleri o kadar güzel özgünleştirmişler ki kendi içlerinde, izlerken "pöfff" demek gibi bir durumunuz olmuyor.. İki karakteri de seviyorsunuz.. Sanki hayatınızdan kişilermiş gibi.. O kadar içten oynamışlar, o kadar samimi.. Dolayısıyla onlar ne yaşıyorsa siz de hissediyorsunuz.. Bu yüzden filmin son dakikasına kadar içiniz içinizi yiyor.. Heyecanla sonunu bekliyorsunuz.. İşte tam da bu yüzden bu film, klasik bir aşk filmi olmaktan çıkıp, başkalaşıyor, güzelleşiyor..

Yine de bence tek eksik tarafı, daha önce Makino'ya da söylemiştim, senaryonun iki erkeğin elinden çıkmış olması.. Bana göre aşk filmi veya dizisi çektiğiniz zaman o senaryoya illa ki bir kadın bakış açısı gerekiyor.. Bunu izlediğiniz filmlerde veya dizilerde görebilirsiniz.. Eğer senaryoya kadın eli değmişse o yapım daha bir romantikleşiyor.. Dolayısıyla ekran karşısındaki bizler de eriyip bitiyoruz.. Only You'nun hiçbir sahnesinde değil ama özellikle bir sahnesinde "Bu filme kadın eli değmemiş arkadaş" dedim.. O kadar hissettim yani bunu.. Hangi sahne olduğunu aşağıda açıklayacağım.. İzlememiş olanlar için spoiler olacağından okumamaları rica olunur..



--------------



Evet tam da bu sahneden bahsediyorum.. Bu sahne çok üstün körü yapılmış gibi geldi bana.. Halbuki filmin en can alıcı, en romantik sahnesi olması gerekiyordu.. Ne bileyim daha güzel cümleler(örneğin kız adamın yüzüne dokunurken, adamın yaşamıyla ilgili tespitlerde bulunabilirdi.. Yüz hatları aslında yaşanmışlıklarla doludur ve Cheol Min çok acı çekmiş bir adam.. Kız yüzüne dokunarak en azından bir şeyler hissetmeliydi), daha derin bakışlar(ki burada iyi bir yönetmenlik devreye giriyor), suskunluklar arası söylenmeyen ama jestlerle mimiklerle anlatılan duygular... Bir şeyler eksikti işte.. İstediğim gibi değildi..

--------------

Bunun dışında gözüme çarpan pek sahne yoktu.. Makino'nun dediği gibi "Lessie bize bir şey anlatmaya çalışıyor" sahnesinde kıza epey saydırdım ama neyse o konuya girmeyeyim.. Yazı bitmeyecek yoksa ahahah..

Son olarak sizi filmin başında da çalan şu güzelim şarkıyla bırakıyor ve gidiyorum.. Esen kalın..


4 Şubat 2012

3 Idiots - Bollywood'a Merhaba Deyin!

Merhaba sevgili blogdaşlarım..

Bugün sizlere yakın zamanda izlediğim ve çok beğendiğim bir Hint filminden bahsetmek istiyorum.. Adı “3 Idiots”.. 2009 yapımı bir film.. Aslında Bollywood’a karşı önyargıları olan biriydim.. Bu önyargım “Slumdog Millionaire”le biraz olsun kırılmıştı.. Ama 3 Idiots’la birlikte tamamen yıkıldı.. O kadar eğlendim ki izlerken, aradaki dans ve şarkıları görmezden bile geldim o derece.. He hala alışabilmiş değilim şu dans olaylarına ve şarkı söylerken yaptıkları mimik ve jestlere ama onlar bu danslardan, şarkılarından vazgeçemeyeceklerine göre el mahkum alışacağım gibi görünüyor..



Çok uzatmadan konusuna kısaca değinmek istiyorum.. Aslında ana konu eğitim sisteminin çarpıklığı üzerine.. Öğrencileri birer robot gibi gören öğretmenler ve bu sisteme ayak uydurmaya çalışan/çalışamayan öğrenciler.. Hindistan’ın en iyi mühendislik okullarından birinde okuyan Rancho adında bir gencin sisteme kendince karşı çıkışı ve arkadaşları Farhan ve Raju ile olan dostluğu ele alınıyor.. İzlerken çok güleceğiniz, çok eğleneceğiniz, çok da ağlayacağınız bir film.. Buyrun fragmanı:



Evet yukarıdaki tanım sinema dergilerinden fırlamış gibi oldu farkındayım ahahhah..

Filmi neden bu kadar sevdiğime gelirsem, samimi oluşu diyebilirim.. Çok sıcak bir filmdi.. Karakterlerin yaşadığı her şeyi bire bir içinizde hissediyorsunuz.. Sıkıntıları sizin de sıkıntınız oluyor.. Onlar eğlenip güldüğünde siz de mutlu oluyorsunuz.. Bu yüzden izlerken çok ama çok keyif aldım.. Eğer Amerikan filmlerinin klişeliğinden siz de sıkıldıysanız, bu film ilaç gibi gelecektir.. Kore dizileri ve filmlerine yönelmem de böyle olmuştu zaten.. İçten olduklarını görünce ister istemez bağımlısı oluyorsunuz.. İzlerken "hadi oradan be!" demiyorsunuz hiç.. Çünkü o samimiyet ekrandan size de geçiyor.. Hint filmlerine artık daha farklı gözle bakmamı sağladı bu film.. Yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım efenim.. :)

Bir kaç yıl önce Facebook'ta bir video dolaşmıştı.. İzlediğimde çok gülmüştüm.. Sonra filmi izlerken o sahnenin bu filmden alınmış olduğunu gördüm.. Belki izleyenleriniz vardır.. Hatta o sahne yukarıdaki fragmanda da geçiyor az buçuk.. İzlemek isteyenler için aşağıya ekliyorum videoyu..



Filmde sık sık kullanılan "ol iz vel" yani "all is well" lafını izledikten sonra iyice benimsedim.. Artık her zor durumda sağ elimi kalbime koyup, pat pat vurarak sessiz bir şekilde "ol iz vel" diyeceğim ahahahah... Rancho karakterini çok sevdim.. Çok tatlı bir şeydi yahu.. Film hiç bitmesin istedim onu izlerken.. O kadar şirindi ki..

Bu film sayesinde iyi bir aktörle de tanışmış oldum.. Aamir Khan.. Emirhan gibi bir isim.. Yani aslında okunuşu Emir Kan ama niyeyse Emirhan diyesim geliyor.. Popçu adı gibi.. Fotoğrafını da koyayım tam olsun..


Bu adamı bazen Tobey Maguire'e benzetiyoruım.. Andırıyor diyeyim ya da..

Her neyse adam bir numara adam.. Oyunculuğunu oldukça beğendim.. Bu filmde 20 yaşındaki bir genci canlandırıyor ama filmi izledikten sonra adamın 1965 doğumlu olduğunu öğrendim.. Hala inanamıyorum.. Yanlış bilgi falan olmalı ahahah... Bu adam için ne bileyim 30-35 deseler tamam da, 47 hiç uymuyor ki! Maşallah diyelim de nazar değmesin eheheh... Şu ana kadar kendisinin 3 filmini izledim ve ikisi çok çok başarılıydı.. Biri yukarıda bahsettiğim film, diğer ise "Taare Zameen Par".. Yani "Yerdeki Yıldızlar".. Çok ama çok güzel bir film.. Buradan bu filmi de önermiş olayım sizlere.. Sulugözler selpaklarını hazır tutsunlar yanlarında yalnız.. :) He bir de konusunu öğrenmeden izlerseniz daha bir zevk alıyorsunuz izlediğiniz şeyden.. O yüzden bu filmin konusunu falan araştırıp da okumayın bence.. Yani en azından böylesi benim daha çok hoşuma gidiyor.. :)

Aamir Khan'ın izlediğim üçüncü filmi ise "Fanaa".. Valla o filmi çözemedim.. Önce romantik komedi tatlarında başladı.. Sonra aşka doğru yol aldı.. Ondan sonra drama bağladılar.. Derken hoooop aksiyon macera oldu birden.. Filmin ikinci yarısında başka bir film izlemiş gibi oluyorsunuz bu yüzden.. Sonra tekrar aşk, ardından macera korku gerilim, en sonunda dram derken benim devreler yandı haliyle.. He bir de filmin yarısı klip şeklinde geçti.. Adamlar seviniyorlar hobaaa dans şarkı, üzülüyorlar şarkı, aşık oluyorlar dans şarkı.. Bir de yağmur, kar falan da dinlemiyorlar.. Eksi yirmi derecede şarkı söyleme aşkı bir tek bunlarda var herhalde.. Filmin çoğunda "höööhh" deyip, epey de güldüm.. Ama bunu yapan bir tek benim herhalde.. Film hakkında izleyenlerin yorumlarını okuyunca baktım ki herkes ayılıp bayılmış.. Ağlamışlar falan.. Bir tek ben dalga geçmişim.. Çok utandım sonra, düşündüm uzun uzun ben de mi bir gariplik var diye.. Ama yok bulamadım bir sorun.. Zevk-renk deyip işin içinden böylece sıyrılıyorum..

Yine de her ne kadar Fanaa'yı beğenmemiş de olsam müzikleri güzeldi.. Diğer filmlerin de öyle.. Adamlar müzik işinden hakikaten anlıyorlar.. "E bi zahmet!" dediğinizi duyar gibiyim.. Evet haklısınız.. O kadar sene dansın, müziğin içinde olunca bu konuda iyi olmaları gayet normal..

Uzun lafın kısası şu son bir kaç günde güzel filmler izledim ve sizlerle de paylaşmak istedim.. Hindistan'ın, hepsi bir birinden güzel renklerini izlemek şahaneymiş onu anladım.. Filmlerinde görselliği çok güzel kullanıyorlar.. Hele ki "Taare Zameen Par"da.. İzleyen ve de izleyecek olan arkadaşlarımdan filmlerle ilgili yorumları bekliyorum.. :)

Hoşçakalın.. :)