*Şuan başımda bir ağrı var, sol şakağımda böyle, etrafımda da sigara içiliyor, ağrının şiddeti de artıyor bu yüzden ama kafam çatlayana kadar ilaç içmeyeceğim yok.. Ki çatlayacak biliyorum :)
*Sezen Aksu diyorum, hiç sevmem o kadını.. Ağlak şarkılarına dayanamıyorum.. O bağırdıkça Çinliler dört bir yanımdan iğnelerle etime etime yumuluyorlar sanki.. Öyle bir işkence, öyle bir acı.. Bir de sanki herkes sevmek zorundaymış gibi davranılmıyor mu şu kadına.. Birine "Sezen Aksu'yu sevmiyorum" deyince, yüzünde "sen zaten müzikten ne anlarsın mal!" bakışı beliriyor.. He belki müzikten anlamıyorumdur gerçekten.. Hem Sezen Aksu'yu, hem Ebru Gündeş'i, hem de Sıla'yı bir arada dinleyen birinin benimkinden daha iyi müzik zevki vardır, bilemem..
*Geçenlerde komşumuzun balkonuna kuş düştü.. He böyle serçe kuşu var ya ondan.. İşte ben de hayvanları çok sevdiğimden, içim acıyarak aldım elime.. Gözlerini açıp kapıyor yavaş yavaş, öldü ölecek gibi.. Annem de sağolsun "uğraşma gidici bu" dedi tüm soğukkanlılığıyla.. Neyse ben buna su falan içirdim, eve götürdüm baktım debeleniyor oradan oraya.. Pat pat yürüyor, zıplıyor ama uçamıyor.. Yani uçuyordu ama duvara, dolaba çarpıp geri düşüyordu yazık.. İşte o an kanadı kırılmamış zedelenmiş dedim.. Neyse bir gece kaldı bizimle.. Ona bir kat havlu, bir kat panço ve üzerine de kağıt havlu sermek suretiyle (sıçarsa pançom heba olmasın diye) yatak yaptım.. Kuşu koydum üzerine, üstüne de şapkamı kapattım ki boğulsun.. Yok yok şapka delikliydi bir şey olmadı kuşa.. Her neyse sabah kalktım bir bakayım dedim anaaa yerinde yok! Anneme seslendim "kuş yooğğğkkkk!!" diye, tam o anda kuşun çırpınma sesleri geldi.. Meğer dolapların arkasına saklanmış.. İşte o oldu bu oldu derken, uçuş kabiliyetlerini tekrar kazandığını farkettim ve kapıyı açtım o da uçup gitti.. Bir teşekkür bile etmedi vefasız! Neyse ben bunları abime anlatırken, "keşke bir yerini boyasaydım iz bıraksaydım, hiç olmazsa gördüğümde tanırdım" dedim.. Abim de tüm ciddiyetiyle "o zaman seni hiç unutmazdı" dedi.. Ben de anlamış gibi başımı salladım ama yok yani hiçbir şey anlamamıştım.. Derken "çünkü iz bırakanlar unutulmaz" dedi.. Ben mavi ekran verdim.. Bayılmışım falan, zor kendime getirdiler..
*Birini sevmiyorsanız lütfen söyleyiniz.. Veya belli ediniz, ikiyüzlülüğün lüzumu yok.. Gerçekten.. Etrafımda böyle insanlar yığınla, bir de bunlar yetmezmiş gibi Twitter'da da bolca rastlıyorum böylelerine, ziyansınız yeminle.. Beni sevmiyor musun mesela, açık ol.. Takip etme mesela.. Peşine düşüp de "seğğğnnn seeğğğnnn!!! beni benii şizonu nasıl bırakıp gidersiğğnn!" demem valla.. Normal hayatımda benimle muhabbetini kesen tiplerin peşine düşmemişim, Twitter'da Facebook'ta mı yapacağım allasen ya?
*10 yaşında mıyım neyim.. Bulunduğumuz ilçeden şehre taşınacağız.. Ve ben sınıfımdan ve evimden ayrılmayı nasıl depresif bir şey bulmuşsam artık, evimizin karşısındaki bakkala gidip Yılmaz Morgül kaseti almıştım.. Albüm de şuydu sanırım:
Neyse aldım albümü, "ohh teybimiz de var nassıııl da dinleyeceğim ehi ehi" diyorum falan.. Hülyalardayım böyle.. Kasetin ambalajını falan açmışım, bir Yılmaz Morgül'e bakıyorum bir sarılıyorum falan.. Tip de şu ha! Şuna sarılıyorum! Babam gördü halimi "o kaseti götür geri ver" dedi.. Hayır hiç sorgulamıyorsun noldu bu kıza da böyle travmatik bir şey yaşıyor diye.. Benim çocuğum Ajdar albümüyle aşk yaşasa, seni ben doğurmuş olamam, bir yanlışlık var diye analık testi falan yaptırırım.. Bu karşılaştırma da ağır mı oldu ne? Yani sonuçta adam yıllarını Türk Sanat Müziğine vermiş bir sanasdfghjsdfghBabamın tehditvari bakışlarıyla götürüp geri vermiştim de çok büyük bir yanlışın eşiğinden dönmüştüm.. 5 tl mıydı neydi kaset ha! Hiç de unutmam! Ha niye Yılmaz Morgül, başka adam mı yoktu albümünü alacak diye sorarsanız bir cevap veremem.. TRAVMA YAŞIYORDUM DİYORUM!
*Şu Gangnam Style'dan da fenalık geldi he.. Tamam izledik, dinledik, sevdik veya sevmedik bitti gitti.. Uzatmasanız artık? Bir işin de şeyini çıkarmasanız mı acaba? Bıktırmasanız mı? Öeehhh!!
*Bir aralar Burcu'ya da söylemiştim, bir film var aklımda tee çocukken izlemiştim.. Herhalde Yılmaz Morgül albümü alışımla aynı zamana denk geliyor bilmiyorum.. ÇOCUKLUĞUM HİÇ DE KOLAY GEÇMEDİ! Neyse bir aile var, bunlar aslında böcek.. İnsan görünümlü böcekler.. Aklımda karıncalar diye kalmışlar ama sonradan "yok yok sinekti bunlar" dedim ve gıgıllamamla birlikte benimle beraber arayan Türk ve yabancı kardeşlerimi gördüm duygulandım.. Galiba sinek de değil böceklermiş.. Üf neyse en sonunda adını öğrendim Meet The Applegates'miş.. Nasıl mide bulandırıcı bir film öf şimdi bir bakayım dedim kusacaktım.. Özellikle aklımda kalan sahne bunların sabah, öğle, akşam şekerli çikolatalı şeyler yemesiydi.. "Nasıl yiyorlar la onları? Mideleri bulanmıyor mu?" falan diye düşünmüştüm hatırlıyorum.. Hayır mallığa bak, adamlar böcek lan tek besinleri bunlar zaten.. Filmde kız hamile kalıp böcek falan doğuruyor bunlar midemi bulandırmamış da yemek sahnesi bulandırmış.. Merak eden olursa diye yemek sahnesi.. Afişte gördüğünüz köpeğin adı da Bug'dı bu arada.. O da böcek miydi hatırlamıyorum ama zekaya bakın ya canlarım :)Bu yazıyı söz verdiğim gibi Harmony'e paslıyorum.. Başka yapmamış olan varsa kendini mimleyebilir efenim..




















