Sayfalar

4 Ekim 2010

Şizo Yanıtlıyor


Şimdi nereden çıktı bu yazı diyeceksiniz.. Ben de "size ne?" diyecem elbette.. Size ne kardeşim blog benim blogum değil mi? "Değil!" dediğinizi duyar gibiyim bak kırmıyim kafanızı!

Şaka şaka sormak sizin de hakkınız sevgülü okuyucularım.. E madem sordunuz ben de cevaplayayım..

Birgün Elif'le nam-ı diğer Elüf -evet çok yaratıcıyım- çağımızın en gereksiz ama nedense olmazsa olmazı Facebook'ta hanımefendinin gördüğü rüya üzerine konuşurken, ki köpek görmüş kendileri, nedense benden yorumda bulunmamı istedi, sağolsun görüşlerime çok değer verir ehieihi..

İşte ben de o ara aklımdan gelenleri yazınca çok hoşuna gitmiş.. Yani herhalde galiba.. Bunları blogunda yayınlasana didi, ben de bakarım falan didim.. Ama aklıma düştü ya bi kere, yazmam gerek bunu derken, ahan da burda buldum kendimi..

Yani olay bundan ibaret.. Bundan sonra "gereksizfikirüretenilhamperileri"m bana uğrarsa bu yazının devamı gelecek.. Böyle çeşitli rüya, burç yorumları falan.. Heyecanlandınız dimi? Evet farkındayım..

Neyse artık sizi o eşsiz yazımla başbaşa bırakmanın zamanıdır.. Ocakta yemeğim var zati.. Yandı vallaha yandı!! Haydin görüşürüüüük..


İsmini vermek istemeyen E.S'nin gördüğü rüya üzerine yapılan yorumdur:

Sevgili kızım bu tür rüyaların iki sebebi vardır:

1- Dün gece ne yiyip yattın?
2- Kıçın açıkta mı uyudun?

Bunlar yıllarca süren deneyler sonucunda ulaşılmış somut sonuçlardır.. Ben demiyorum İsviçreli bilim adamları diyor..

Eğer cevabın 1 ise; yavrucuğum yime öyle şeyler gece gece.. Sonra mide ağrısı çekersin bak, olmadı bunun gibi kötü rüyalar görürsün.. Sonra da üzülürsün vahh neydi o kopekler, dinazorlar deyü..

Ha yok 2. seçenekse eğer; ona diyecek bişeyim yok.. Doğru dürüst uyu! Yok yapamam guççüklüğümden beri kafam biyerde kolum bacağım ayrı yerde uyumaya alışmışım diyosan o zaman ben de sana git bi uyku tulumu al derim.. Kesin çözüm!

Bunların dışında dini yorumlarda bulunmam gerekirse eğer, hemen Zekeriya Beyaz'ın "Uyku Hallerinde Hallenme" adlı kitabını açıp, bakıyoruz.. İvit kopekler..

Beyaz hoca demiş ki, oruçluyken köpek görmek orucu bozmaz.. Köpek işemişse ve etrafa yaymışsa sen de bunun üzerinden geçmişsen yine bozmaz.. Ama iğrenç..

Köpek kuyruğunu 2 defa sola 1 defa sağa ve yarımşar kez de aşağı yukarı sallamışsa, bu kısa zamanda bir lunaparka gideceğine dalalet eder.. İşte orada o balerin senin bu gondol benim dolanıp duracaksın..

Köpek pisse eğer, bu o köpeğin ayıbıdır seni ilgilendirmez.. Malum çoğu bitli olur bunların.. Öğğ.. Neyse takma kafanı..

Köpek sana yanaşıp, dilini dışarı çıkarıp bir o yanına bir bu yanına sürünüp, yemek istemişse, demektir ki yakında kapında biri belirecek ve senden yemek isteyecek.. Verme yemek falan.. Gitsin çalışıp kazanıp yesin.. Pis dilenciler..

Evet bunlar çok sevgili Zekeriya Beyaz hocamızın yıllarca araştırma yapıp, derlediği ve kendi hazine değerindeki bilgilerini kattığı yorumlardır..

Haydin sağlıcakla kal..

Memito Güllüto..

20 Eylül 2010

Vaka-i Vakvakiye

Bu başlık bundan sonra şahsımın türlü abesliklerini letafet dolu cümlelerle anlatmama vesile olacaktır. Okuyucularıma tiz duyurula!! (bknz. Başlığın havasına kapılmak)

Neyse yukarıdaki saçmalamalarımı bir tarafa bırakırsak, ben kendi bizzat şahsım olarak yaptığım türlü türlü, benim için komik başkaları için gereksiz olaylara değinmek istiyorum..

"Nedir bunlar bre densiz?!" dediğinizi duyar gibiyim.. Şşş ayıp oluyor ama.. Eheheh neyse..

Dün başıma gelen olaydan bahsedeyim size biraz..

Şimdi efenim malumunuz ben her zamanki gibi evde pinekleyip, işte nette o site senin bu blog benim gezinirken telefon çaldı.. Bizde iki telefon var, şimdi onu açıklamam lazım.. Konunun kilit noktası çünkü.. İki hat bağlı bizde.. Biri devlet kurumunun lojmanlarında oturduğumuzdan dolayı dahili hat (işte bekçi kulübesidir, daire içi aramalar falan filan hepsi bu hattan yapılır, beleştir ehuehue), diğeri de herkesin evinde olan bildiğimiz hat işte, biz buna harici hat diyürüz.. (yazar burada hafiften hava yaptığını zannediyor)

Bu kadar açıklamadan sonra konuya döneyim artık.. Hayyyyydi bakalım........

İşte birden bu dahili hat çaldı.. Ben bir yerimden sıçradım.. Uzun uzun bakıştık telefonla korku filmlerindeki gibi.. Yok canım böyle bir şey olmadı.. Gündüz vakti ne korku filmi şeysi yahu? Daha neler.. Hala saçmalıyorum.. Tutamıyorum kendimiiiiiii.......

Tamam tamam bu sefer doğru dürüst anlatacam söz.. I-ı-ıhm-ıhğğmm (boğazımı temizliyorum)

Evet ne diyordum.. He telefon çaldı.. Ben de öyle telefonlara bakmayı seven biri değilim.. Tanıdık falan olursa iki saat "vay nassın? iyi ben de.. ee çoluk çocuk?" muhabbeti yapmaktan hoşlaşmıyorum.. O yüzden kardeşime havale ettim direk..

Kardeşim aldı telefonu mutfağa geçti.. Ben de oturma odasındayım ama dinliyorum bir yandan ne konuşuyor, kiminle konuşuyor falan diye.. Sonra mutfağa gittim, su mu alacaktım hatırlamıyorum neyse, baktım kardeşim şey diyor: "1. katta oturan x amcanın kızı şerafettin,...."

Not: İsim vermiyorum rencide olmasın kimse hehe ( x,y,z falan diyecem isim yerine.. Şu Şerafettin de çocuğun gerçek ismi değil zaten..)

Evet kardeşim "x amcanın kızı Şerafettin" diyince, ben de "kızı değil oğlu oğlu" dedim.. Bunu söylememle kardeşim gülmeye başladı, hadi o güldü ben niye gülmeye başladım onu anlamadım.. Hayır durum komik falan da değildi.. Altı üstü dil sürçmesi.. Ama bizi bir gülme tuttu, durduramıyoruz kendimizi.. Yeminle Cem Yılmaz görseydi o halimizi, kırılırdı "benim gösterilerime bile bu kadar gülmüyosunuz" diye.. O derece.. Tamam abarttım ama bayağı böyle katıla katıla gülüyorduk.. Hatta artık tutamayıp kendimizi yerlere falan yattık, iki büklüm bir şekilde.. Gözlerimizden yaşlar akıyodur ya.. Kardeşim artık telefonu mutfak tezgahının üstüne bırakmış, yerlerde kıvranıyor.. Ben yerimden zar zor kalktım, telefonu uzattım buna, bir yandan da sessiz bir şekilde konuşuyorum adam duymasın diye, "al adam hala bekliyo" dedim.. Evet biz orda bi 5dk falan krize girmişken ben adamın çoktan kapattığını zannediyordum ama yok, abi hala bekliyordu.. O da bir garip.. Abicim baktın kahkaha sesleri geliyor karşıdan, anlaşılan seni takan kimse yok, kapat başkasını ara dimi? Yok bekliyordu.. Hoşuna mı gitti nedir..

Neyse sonra kardeşim aldı telefonu kendini kasıyo gülmemek için bir yandan da adama cevap vermeye çalışıyor.. Sonradan anlattığına göre adam buna "bu kadar komik olan ne var anlamadım" demiş.. Ya bak yazarken bile gülüyorum hala.. Tee allaam..

Devam etti apartmandaki çocukları söylemeye, sonra "y amcanın yeğeni var bi de" dedi.. Adam da düzeltti bunu "yeğeni değil torunu" diye, bu da "he evet torunu" dedi, bu sefer de buna gülmeye başladık.. Yine yerlerdeyiz biz.. Yani o halimizi biri görse hakkımızda hiç de hayırlı şeyler düşünmeyecekti..

Sonunda noldu, nasıl kendimize geldik hatırlamıyorum.. Akşam olayı abime anlattığımızda bu sefer üçümüz gülmeye başladık.. Abim "ya ne var bunda komik olan" deyip, bir yandan da gülüyordu.. Evet olayın özeti de bu aslında, komik değil ama olayın absürdlüğünden midir yoksa şu "birbirinin gülmesine gülme psikolojisinden" midir nedir (bu adı da şimdi uydurdum he, eminim daha afilli bir adı vardır bunun tıpta, idare ediverin) gülüyoruz işte.. Ha bunu okurken size komik gelmemiş olabilir, benden de kaynaklanabilir bu durum.. Yazı yazmayı oldum olası beceremem zira.. Ya da olayın hakkaten de komik bir tarafı olmadığından gülmessiniz.. Ne bilem! Ama çok komikti lan! Görseydiniz o anı.. Böyle güldük falan, yerlere yattık.. Telefondaki adam da dinledi hep.. Komikti işte.. Gülün lan siz de, çok üzülürüm bak :(

Ya o değil de adam ne düşünmüştür hakkımızda? "Şu numaradakiler deli, aramayın sakın" demiş midir millete?

Buralardan taşınıp, izimizi kaybettirmenin vaktidir artık..