10 Eylül 2010

A Love To Kill - Böyle Korumaya Can Kurban..

Hazır Koreliler'den girmişken muhabbete, yakın zamanda izlediğim ve beni çok etkileyen diziyle devam edeyim dedim..

Yukarıda fotoğrafını da gördüğünüz dizinin adı 'A Love To Kill' yani 'Ölümüne Aşk'.. 2005 yapımıdır ve 16 bölümdür.. Evet bayağı geriden takip ediyorum şu dizileri.. Napayım yorumlardan hoşuma gideni izliyorum işte.. Ve genelde yenilere yer kalmıyor.. Adamlar yememişler içmemişler dizi çekmişler arkadaş..

Neyse kısaca karakter tanıtımı yapayım önce:


Bi Rain = Kang Bok Goo (bukgu diye okunuyor endişeye mahal yok)



Bu pejmürde görünüşlü hayli karizmatik arkadaş bir K1(Kickbox'ın bir türü) dövüşçüsüdür.. Ve hayatını bu şekilde kazanır.. Etrafına karşı fazlaca vurdumduymaz, içine kapanık, sert biridir.. Kendisine karşı ters bir harekette bulunanlara bir şey demezken, eğer biri arkadaşına veya sevgilisine hata yaparsa asla affetmez ve pataküte dalar adama.. Öyle de kaba kuvvet sever.. En sevdiği şey lolipoptur.. Ki kendisini fazlasıyla karizma bulurum ağzında lolipopla.. Yüzünde bilumum yara izi vardır.. Böylece daha seksi görünür kerata.. Ayrıca kıyafetlerinin her yeri yırtılmış, delinmiş, rengi solmuş ve Bok Goo’dan çoktan vazgeçmişlerdir ama o inatla giymeye devam eder.. Ve nasıl becerir anlamam çok da yakıştırır kendine..


Shin Min Ah = Cha Eun Seok



Sevimli mi sevimli, çok güzel bir kızdır.. Aktristir kendileri.. Yıllar önce, oyuncu olmadan önce birlikte olduğu sevgilisi Kang Min Goo tarafından sebepsiz bir şekilde(ona göre) terk edilmiştir.. O günden beri de sürekli adamın taşındığı eve gider, evin duvarlarına yazılar yazar ve geri dönmesini bekler.. Çok acımıştım bu kızın haline… Çok zor durumların ortasında kalmıştı.. Yani git sen sevgilinin kardeşine aşık ol.. Hem de "Min Goo oppaaa" diye gezerken daha önceleri..


Lee Ki Woo = Kim Joon Sung


Aslında hiçbir suçu yokken birden bire kendini bir çıkmazın içinde bulur ve Eun Seok’la evlenmek zorunda kalır.. Zamanla sevmeye başlar kızı.. Bu arada kendine de fazlasıyla güvenir abimiz.. Vay çok yakışıklıyım, çok zenginim, uzunum (hatta Eun Seok "lamba direği" der kendisine) falan diye kıza kendini beğendirmeye çalışır ama boşuna..




Kim Sa Rang = Han Da Jung

Dizinin en talihsiz diyemesem de diğerleriyle başa baş gidebilecek seviyede şanssız olan bacımız.. Kang Bok Goo’ya aşıktır.. Deli gibi hem de.. Sırf hayatı kolaylaşsın sevdiceğinin diye her şeyi yapar onun için.. Her sabah sıcak su kavgası yapar kuzenleriyle mesela.. “Bok Goo’m yüzünü yıkayacak bırakın”, yemek kavgası yapar "Bunlar Bok Goo'm için" falan diye.. Bok Goo sürekli yanındadır bu kızın ama sevdiği için değil.. Bir yangında kız Bok Goo’yu kurtarayım derken yaralanmış ve ömür boyu taşıyacağı bir yara edinmiş.. Bok Goo da vicdan azabı çeker ve o günden beri de kızın yanında kalır.. Zaten fazlaca kaba biri olan Bok Goo bir tek Da Jung’a bir şey diyemez..



Evet şimdi de konusuna değineyim biraz:

Kang Bok Goo annesi kaçtıktan sonra babasından sürekli dayak yiyerek büyümüştür.. Bu zamanlarında da en büyük koruyucusu abisi Kang Min Goo olmuştur.. Bok Goo hayatta kalabilmenin tek yolunun kendini savunmaktan yani yumruklarını çalıştırmaktan geçtiğini düşünür fakat abisi buna karşı gelir, çünkü kardeşinin babasına benzemesinden korkar ve eğer bu şekilde yaşamaya devam ederse onu terk edeceğini söyler.. Kang Bok Goo dinlemez abisini ve ringlerde dövüşmeye başlar.. Abisi de terk edip, gider.. 10 yıl boyunca abisinden haber alamaz Bok Goo.. En sonunda bir gün abisini bulur, akşam terasta otururlarken abisi karşı binadaki dev televizyonda eski sevgilisi Cha Eun Seok’un nişanlanacağı haberini görür ve o şokla çatıdan düşerek bitkisel hayata girer.. 10 yıl boyunca abisinin neler yaşadığını bilmeyen Bok Goo araştırma yapar ve bu durumun sorumlusu olarak da Eun Seok’u suçlar.. İşte o andan sonra da yemin eder; abisi onun gibi olamayacaktır artık ama Eun Seok abisi gibi düşkün bir hale gelecektir.. Böylece de Eun Seok’un koruması olarak işe başlar.. Ama Bok Goo’nun hesap etmediği bir şey vardır: nefret ettiği kişiye aşık olmak.. Zaten dizi de bu andan itibaren iyice sarpa sarıyor..

Bir kere, dizi daha ilk bölümüyle sarıp sarmaladı beni.. O nasıl bir senaryodur ve o nasıl bir yönetmenliktir öyle.. Şiir gibiydi sahnelerin birbirine bağlanması.. Özellikle 1. bölümün ilk sahneleri.. Hele o jenerik.. Söyleyecek lafım yok.. Adamlar nasıl etkileyeceklerini o kadar güzel biliyolarki.. Yıllardır drama çekmekten, ustalaşmışlar haliyle..

Ve o müzikleri… Şahaneydi tek kelimeyle.. Diziyle bu kadar mı alakalı olur sözleri? Olurmuş demek ki.. Altyazı olarak verince sözlerini, daha da etkiliyor insanı.. “Sarang Ee Da” şarkısı mesela tam Kang Bok Goo’yu anlatıyordu.. Ama favorim “Dream” şarkısıdır.. İsteyenler buradan dineleyebilirler.. Dizinin jeneriğinde de geçer bu şarkı.. İlk başı müthiş etkileyicidir.. Şu sözlerine başlamadan önceki introsundan bahsediyorum.. Ya da bilmiyorum ben çok etkilendim..

Bunun dışında enstrümantal şarkıları da harikadır.. Dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim..
Şu anda bile bütün şarkıları döndüre döndüre dinliyorum.. Her şarkıda başka başka sahneler geliyor aklıma offf…. Gözlerim doluyor yahu!

Aşkın hem en umutsuz, en sancılı, en gözü yaşlı, hem de en güzel halini izledim diyebilirim.. Böyle büyük bir sevgi varken yine de bir araya gelememek büyük bir ironiydi.. Bok Goo’nun abisine olan sevgisi ve bağlılığı çok güzel işlenmişti.. Min Goo’yu oynayan abi her kimse tebrik ediyorum, çok iyi bi oyunculuk sergilemişti..
Rain’i her ne kadar önce Full House’da izlemiş olsam da burada daha çok beğendim.. Bir kere zayıflamış, o otobüs gibi kalçaları gitmişti.. Oyunculuğunu da daha ileri seviyeye taşımış.. Her ne kadar şebelek suratı tercihim olsa da ağlamak da bir o kadar yakışıyormuş onu anladım.. Dramı da iyi kıvırmış yani hergele.. ehehe..

Cha Eun Seok'u oynayan Shin Min Ah ise çok şirindi.. Gülünce gamzeleri çıkıyordu falan, çok şekerdi.. Ama çok ağlattılar yevrucağızımı.. Yüzü doğru dürüst gülemedi garibimin..

Şu birbirlerine bakışlarını yirim.. :))


Dizi hakkında konuşayım biraz da..  -SPOILER-

*İlk bölümün ilk sahnesi şahaneydi.. Kızın kumlara yatıp elini ileri uzatması, Bok Goo'nun da çimlere uzanıp aynı şekilde elini ileri uzatması çok çok güzeldi..


*Önceleri Joon Sung'a kızsam da, o gözlüklerini ona yedirmeyi düşünsem de sonra sonra acıdım haline.. Kendini Eun Seok'a affettirmeye çalıştı o kadar.. Sevgisini kanıtlamaya çalıştı.. Ama yine de karşısında daha büyük bir aşkın olduğunu kabul etmek zorunda kaldı..

*Da Jung haline üzüldüğüm bir karakterdi.. Gel sen o kadar sev, onun için her şeyi yap, evlilik hayalleri kur, ondan sonra da adam gitsin başkasına aşık olsun.. Kız iyi dayandı yine de.. Ben olsam, türlü çirkeflikler yapar "Bak gördün mü bu yarayı? Heh işte bana vicdan borcun var zaten, evlenmek zorundasın benimle.. Senden başka da kimse almaz beni zati.." der çöreklenirdim üstüne.. Ama kız insan adammış yapmadı bunları.. Helal olsun ne diyeyim..

*Bok Goo ve Eun Seok birlikte olamayacaklarını anladıktan ve de onlara göre son konuşmalarını yaptıktan sonra ikisinin de göğüslerinde bir şey varmış da onu indirmek ister gibi göğüslerini yumruklamaları, Bok Goo'nun her yerde Eun Seok'un hıçkırıklarını duyması ve kulaklarını kapatması beni etkileyen diğer sahnelerdir..


*Kızın neredeyse dizinin sonuna kadar Bok Goo'nun adını bilmemesi saçmaydı.. Bay Kang deyip durdu.. Halbusem daha ilk karşılaşmalarında Bok Goo ismini söylemişti kıza.. Neyse yine de kızın taktığı isim, yani "Peru" da güzeldi.. Bu isim aslında kızın oyuncağının adı ama kız oyuncağı Bok Goo'ya benzettiği için onun adını koymuştu..

Hatta o oyuncak da şudur:

*İzlediğim birkaç Kore dizisinde dikkat ettiğim bir şey var.. Bunlar öpüşmüyorlar abi.. Bildiğin dudaklarını değdiriyorlar birbirine.. Sonra da "ayy biz öpüştük!" diye heyecan yapıyorlar.. Bunlara birinin büyük bir yanılgının içinde olduklarını söylemesi lazım.. Neyse.. İşte ben "sanırsam bunlar hakkaten öpüşmeyi bilmiyorlar" diye düşünüyordum ki önce 'Personal Taste', ardından da 'A Love To Kill' ağzımın payını verdiler.. Yani demek istediğim o ki özellikle şu dizinin öpüşme sahneleri benden tam oy almıştır.. hehe..


*Dizide anlam veremediğim diğer durumsa şu Eun Seok'un kardeşlerinin kamera onlardayken sürekli poz kesme durumları.. Şöyle ki, kamera bunları her çektiğinde çocuk Kenan İmirzalıoğlu, kızsa şu Lale Devri'ndeki kasıntı Emina Türkcan gibi böyle alttan alttan bakmalar, profilden bakış atmalar, gözleri kısmalar falan.. Sanki dersin başrol bunların.. Zaten 16 bölümlük dizide hepitopu sıksan en fazla 20 dklık rolleri vardı.. Ne diye bu kadar kastılar anlamadım..

*Bok Goo'nun bilinçsizce yatan abisine salya sümük -gerçekten salya sümük- bir halde "Aşık olacak başka kız bulamadın mı? Niye o? Bu kadar güzel olmak zorunda mıydı?" deyip aslında kendi hatasını(aşık olduğunu) kabul edişi çok güzel bir sahneydi.. Uzun süre unutamayacağım sahneler arasına girdi bile..

*Dizinin müzikleri kadar Min Goo'nun söylediği ninniyi de çok sevdim.. Ne hüzünlü bir melodidir o öyle...

*Ve Bok Goo'nun Eun Seok'a söylediği şu sözler, beni benden almıştır:

"Benimle bir çılgınlık yapmak ister misin? Cehennemde cezalandırılırsak, hepsine ben dayanacağım. İnsanlar taş atarsa, hepsini ben karşılayacağım. Orası cehennemse mutlulukla gireceğim. Kim olduğunu unutmak, kim olduğumu unutmak ve çılgınca bir şey yapmak ister misin?"

Bu sözlerden sonra taş olsa çatlar ya..

Dizinin finali mi?

Çoğu kişiyi tatmin etmemiş olsa da ben beğendim.. Yani yine de yüzümde hafiften bir gülümseme olmadı değil.. Ayrıntılı bir açıklama yapmak isterdim ama izlemeyenlere ayıp olur.. Böyle de düşünceli biriyim ben..

***
Daha yazacak elbetteki çok şey var ama bende hal kalmadı sayın okuyucularım.. Zaten birçok şeyi izlemeyenler var diye yazmadım.. Neyse onu da izlemek isteyenler kendileri görürler artık.. "Daha ne yazacaksın be? Diziyi izlemiş kadar oldum!" derseniz anlarım sizi sevgili insanlar.. Haklısınızdır çünkü tutamadım kendimi.. Yazdıkça yazasım geldi.. ehuehue..

Son olarak; bu diziyi şu enfes ve de harikulade yazımdan sonra izlemek isteyenler varsa, "ya izleyeyim de kafam dağılsın" şeklinde yaklaşmasınlar olaya, çok kötü olur onlar için.. Zira bu dizi kafanı öyle bir dağıtır ki bir daha zor toparlarsın.. Ahan da canlı örnek karşınızda.. Kaç gün geçti diziyi bitireli, hala etkisindeyim.. Yani neymiş? Haybeye izlenmeyecekmiş..

İzlemek isteyenler şuradan indirebilirler..

Bir daha görüşünceye dek öperim gözlerinizden, sıkarım yanaklarınızdan..

2 yorum:

  1. hmmm..şimdi bof bittikten sonra izlesem mi izlemesem mi... bilemedim ben onu :D
    aklımın bi köşesinde dursun bu...
    ha bu arada öpüşme olayı...dikkat çekmicek gibi değil hakkaten :D
    çocuk kandırıyolar sanki :D
    ama ben bi personal taste e bakıp çıkıyım bi ara.. :DD
    bu arada çok hoş anlatmışın kuzu...

    YanıtlaSil
  2. sağol yevrum.... :))

    Personal'daki "game over" bölümü... vuhuuu diyorum sadece.. :D izle izle sonra da bunu izle ama.. pişman olmazsın.. :))

    bu arada sen de artık bişeyler yazsan diyorum.. hatta şu eski yazılarını koysan da bi okusam.. merak ediyorum.. :))

    YanıtlaSil